Cevap Yaz
11 Eylül 2019, 18:49
murat
Yönetici

6. Sınıf Başak Yayınları Türkçe Çalışma Kitabı 248-249-250-251-252-253-254-255 . Sayfa Cevapları



6. Sınıf Başak Yayınları Türkçe Çalışma Kitabı Sayfa 248, 249, 250, 251, 252, 253, 254, 255 “Küçük Prens” Metni Etkinlik Cevapları

248. Sayfa

1. ETKİNLİK

“Küçük Prens”te geçen bazı sözcükler ve sözcük grupları, farklı anlam boyutlarına işaret ediyor. Bunları keşfedelim.“Küçük Prens”te geçen bazı sözcükler ve sözcük grupları, farklı anlam boyutlarına işaret ediyor. Bunları keşfedelim.

a) “Balta girmemiş ormanlar” Yazar, “balta girmemiş ormanlar” derken ne tür ormanlardan söz etmektedir?

Cevap: İnsanlar tarafından tahrip edilmemiş, bu ormanlar sık ağaçlar olan, doğal konumunu korumuş ormanlardır.

Bir ormana balta girmemişse başka neler de girmemiştir? Ve orada nasıl bir yaşantı vardır?

Cevap: İnsanlar girmemiş, evler yapılmamış, orada sadece bitkiler ve hayvanlar vardır.Oradaki yaşam doğal bir yaşamdır.

b) “Derin derin düşünmek” Yazar, “derin derin” düşünmekten söz ediyor. “Derin derin” başka neler yapılabilir?

Cevap: Nefes alınabilir, uyumak.

c) “Derin”in kaç anlamı var? “Derin’’in geçtiği cümleye göre anlamını karşısına yazalım.

Cevap: 2
uzun uzun engin ve detaylı
Dibi ağzından, yüzeyinden ya da cephesinden uzak olan.

249. Sayfa

2. ETKİNLİK

a) “Olmadı değil” derken…
Yazar, “coğrafyanın bana yararı olmadı değil” dediğinde, ne söylemek istiyor? Neden?
a) Coğrafyanın bana yararı olmadı.
b) Coğrafyanın bana yararı oldu.

Yazar neden, “yararı oldu” demek yerine “yararı olmadı değil” demeyi yeğlemiştir? Açıklayalım.

Cevap: Ondan da faydalandığını belirtmek için.

b) Zeki, aklı başında, kavrayışlı…
Yazar, soldaki cümlelerde geçen zekâsı parlak, kavrayışlı, aklı başında sözleriyle nasıl bir kimseden söz ediyor? Açıklamamızı boş bırakılan bölüme yazalım.
Yazara göre, zekâsı parlak bir kimse, yazarın gösterdiği resme bakınca ne söylemelidir?

Cevap: Fil yutmuş bir boa yılanı.

Buna göre, “aklı başında kimse”, resimden mi söz etmelidir; yoksa iş hayatı, politika vb. konulardan mı? Neden?

Cevap: Politika iş hayatı oyun v.s

250. Sayfa

3. ETKİNLİK

Okuduğumuz metinden yararlanarak aşağıdaki soruları yanıtlayalım.

Cevap: Fil yutmuş bir boa yılanı.

Büyüklerin çocuğun çizdiği resimleri anlamaya çalışıp, onun resim yapmasını önemsediklerini söyleyebilir miyiz? Neden?

Cevap: Hayır söyleyemeyiz.Çünkü herkes resmin şapka olduğunu sandı.

Çocuk, çizdiği resimler anlaşılmayınca ve büyüklerin tepkisi üzerine ne yapmaya karar verir?

Cevap: Pilotluk yapmaya karar vermiş.

Sizce büyükler çocuğun resim yapmasına haklı bir tepki mi gösterdi? Neden?

Cevap: Evet gösterdi.Belli ki resim yeteneği yok ve yetenekli olacağı başka alanlara yönelmesi gerekir.

251. Sayfa

Büyükler, çocuğun resmini anlamaya çalışıp onu cesaretlendirmiş olsalardı, çocuğun hayatında neler değişirdi?

Cevap: Çocuk yetenekli olmadığı halde resim yeteneğini geliştirebilir yada yeteneksiz olduğu için yanlış mesleğe yönelir ve başarısız olurdu.

Bu öykü size ne hissettirdi? Kendi hayatınızla ilgili çağrışımlar yaptı mı? Bir gün böyle bir olay yaşarsanız nasıl davranırsınız?

Cevap: Yeteneklerimin farkına varıp ona göre hareket ederdim.

4. ETKİNLİK

Küçük Prens” adlı metinde yazarın ara sıra yakındığını (sitemli veya şikâyet eder bir hâli olduğunu) sezinliyoruz.

a) Metinde yakınma anlamı çıkardığımız ifadelerin altını çizelim.

Cevap: “Böylelikle altı yaşımda bana parlak bir gelecek sunan resim sanatından vazgeçtim.”

b) Yakınmayı hangi cümlelerden sezdiğimizi bulup aşağıya yazalım.

Cevap: “Böylelikle altı yaşımda bana parlak bir gelecek sunan resim sanatından vazgeçtim.”

252. Sayfa

5. ETKİNLİK

Aşağıda “Küçük Prens” adlı metinden alınan cümleler var. Bu cümlelerde altı çizili sözcüklere dikkat edelim ve soruyu yanıtlayalım:

SORU: Bu cümlelerde “onlar” ile kimden söz edilmektedir?

“Büyükler hiçbir şeyi tek başlarına anlayamıyorlar, durmadan açıklamalar yapmak da çocuklar için sıkıcı oluyor doğrusu.

Yanıt: Büyükler

“Büyükler arasında bir sürü yıl geçirdim, çok yakından tanıdım onları.



Bu örneklerden yola çıkarak, “onlar” sözcüğünün ne işe yaradığını açıklayabilir miyiz?

Yanıt: Büyükler kelimesi yerine geçmektedir.İşaret zamiridir.

Metinlerde önceki cümlelerde geçen kişileri ve varlıkları başka hangi sözcüklerle anabiliriz?

Cevap: Bunlar, şunlar,onlar ,o bu, şu

6. ETKİNLİK

Bağlaçlar, neyi bağlar? Aşağıdaki parçalarda geçen altı çizili sözcüklerin cümleye kattığı anlamı yazalım.

Cevap:

253. Sayfa

7. ETKİNLİK

Kişiler, duygu ve düşüncelerini dile getirirken amaçlarına uygun olan anlatım biçimini belirlerler. Şimdi “Küçük Prens” adlı metni düşünelim. Yazar bu metni aşağıdaki yollardan hangisini seçerek oluşturmuş olabilir? Doğru açıklamanın karşısına onay (✓) işareti diğerlerine çarpı işareti (X) koyalım.

Cevap:

8. ETKİNLİK

Aşağıdaki metinlerin hangi anlatım biçimleriyle oluşturulduğunu (öyküleyici, açıklayıcı, tartışmacı, betimleyici) belirleyelim ve karşısına yazalım.

Cevap:

254. Sayfa

9. ETKİNLİK

Bu çalışmada başımızdan geçen veya bir tanıdığımızın başından geçen bir olay hakkında yazı yazacağız. Yazımızda şunlara dikkat edelim:

Cevap:

255. Sayfa

10. ETKİNLİK

9. etkinlikte taslağını çıkardığımız öyküyü yazıya geçirelim. Taslakta planladığımız her şeyi buraya aktarmalıyız.

Cevap: HAZİNE AVI

Geçen yaz tatilinde ailem ile birlikte bir sahil kasabasına tatile gittik. Bu tatil kasabasına neredeyse her yaz gidiyorduk. Orada yaşayan bazı arkadaşlar edinmiştim. Bu nedenle orayı çok seviyordum.
Tatil için gereken hazırlıkları tamamlayıp yola çıktık. Yarım gün sonra ayırttığımız sahil kulübesindeydik. Yemek yiyip uyuduk. Ertesi gün denize girdik. Buraya geldiğimi arkadaşlarıma nasıl bildiririm diye düşünüyordum. O sırada arkadaşım Denef’i gördüm.
-Heyyy! Denef!
-Aaaa! Selim! Sen misin? Ne zaman geldiniz?
Denef elinde bir kayık küreği ile koşarak geldi. Birlikte kumsalda yürüdük ve bir sene boyunca yaptıklarımızı konuştuk. Diğerlerini bir an önce görmek istediğimi söyledim. O da yarın hep birlikte
güzel oyunlar oynayabileceğimizi söyledi. Arkadaşlarım sene boyunca burada yaşadığı için biraz denizden uzaktaydılar. Gün sonunda nasıl bir oyun oynayabileceğimizi düşündüm. Her zaman korsancılık
oynardık. Bu sefer hazine bulma oyunu oynamamız gerektiğine karar verdim. Bu eğlenceli olurdu. Resim defterimden bir sayfa koparttım. Bazı ağaç resimleri çizdim. Tehlike anlamına gelen kuru kafaları
rastgele yerlere çizdim. En sonunda sayfanın sağ üst köşesine bir sandık çizdim. Güzel düşlerle uykuya daldım.
Ertesi gün kahvaltıdan sonra deniz girdim ve bir ağacın dibinde Denef ve diğerlerini beklemeye başladım. Arkadaşlaırmı yolun başından gördüm. Denef, Mustafa, Çisil ve Berk. Biz her yaz buluşup
oyunlar oynayan beş arkadaştık. Birbirimizle hasret giderdikten sonra onlara hazine haritamı gösterdim. Ben onların lideri olacaktım. Yapmamız gereken şey hazineyi bulmaktı. Bunun için bu haritayı
kullanmamız gerekiyordu. Ben elimde harita ve başımda bir bandana ile öncen yürüyordum. Arkamda arkadaşlarım vardı. Kendimizi rolümüze kaptırıyorduk:
-Efendim, bu haritadan üvey kardeşinizde de olduğu doğru mu?
-Evet, yıllar önce bu hazinenin iki haritası yapıldı. Biri bende diğeri de kardeşimde. İkimiz de hazinenin peşindeyiz.
-Neden birlikte aramıyorsunuz?
-Çünkü o aynı zamanda benim denizlerdeki düşmanım. Hazineyi ondan önce bulmalıyım.
Bu gülünç replikleri büyük bir ciddiyetle söylüyorduk. Güneşin batmaya başladığını fark etmedik bile. Hava kararmıştı. Kalabalık olmayan bu yerde bir yürüyüş yolunun yakınındaydık. Bir yanımızda az ağaçlı bir arazi vardı.
Denizi görememek beni biraz korkutuyordu. Ama yakınlarda olmalıydı, değil mi? Sonunda Berk;
-Selim, biz kaybolmadık değil mi?
-Tabii ki hayır.Haritamız bize yardımcı olacaktır.
Çisil ve Denef birbirlerine baktılar. Defne:
-Bu garip rolü devam ettirmen kaybolduğumuz anlamına geliyor.
-???
Kaybolduğumuzu itiraf etmek beni zorladı. Yine de durum boydu. Ağır ağır yürüyerek etrafımıza bakıyorduk. Her yer kapkaranlıktı. Kasaba çarşısının ışıkları daima yanardı. Buna rağmen onları görmek
mümkün değildi. Gerçekten bu kadar uzaklaşmış mıydık? Yürüyüş yolunu takip etmeyi teklif ettim. Sonuçta yoldu. Yollar bir yere varmak içindi. Yapmamız gereken şey denizi görmekti. Denizde kulübeler
olurdu. Ancak yürüdükçe sanki hiçbir yere varamıyorduk. Sonunda yolun sonunda hafif bir ışık belirdi. Yanıp sönüyor gibiydi.
-Bu ışık deniz fenerinin ışığı olmalı.
Adımlaırmızı hızlandırdık. Garip bir şey vardı. Deniz fenerinin ışığı bize yaklaşıyordu! Hayır, bu deniz feneri değildi.
Korkuyla geri dönmek için hamle yaptık. O sırada bir yaprak hışırtısı ve çatırdama duyuldu.
-Hiçbir yere gidemezsiniz? Sizi zar zor buldum zaten.
Mustafa “Sen de kimsin?” diye bağırdı. Eli fenerli adam “Sen artık babanı da tanıyamıyorsun” dedi. Gerçekten Mustafa’nın babası Ahmet amcaydı. Meğer ailelerimiz biz dönmeyince korkmuş ve
bir araya gelmiş. Bizi her eyrde aramışlar. Mustafa amca da burayı iyi bildiğinden buraya gelmiş ve bizi bulmuş.
Geçen tatilde başımıza gelen bu tuhaf ve korkutucu olaydan sonra bir daha asla bilmediğimiz bir yere büyüğümüz olmadan gitmemeye karar verdik.



Bir önceki yazımız olan 6. Sınıf Başak Yayınları Türkçe Çalışma Kitabı 350-351-352-353-354-355-356 . Sayfa Cevapları başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

HIZLI CEVAP YAZ

Yazıyla İlgili Fikirleriniz:

Cevap Yaz
DirilişYasal Uyarı
Site İsmi: Diriliş
Forum diriliş Diriliş | Diriliş Forumu
Sitemizde bulunan tüm yazılar, konular, içerikler yol gösterici nitelikte genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır.